Kur patlamasa da sıkıntı büyüyor

Kur patlamasa da sıkıntı büyüyor

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, bu hafta Şans Sohbetleri’nde, yılın son faiz kararını ve Merkez Bankası’nın bankalara yönelik son adımlarını ele aldı. İkili, ihracatçıların kur ve maliyetler konusundaki serzenişlerini de değerlendirdi.

Güldağ ve Ağaoğlu, 8.500 lira olarak açıklanan yeni asgari ücreti yorumladı. Ağaoğlu, ‘çalışanı enflasyona ezdirmemeye çalışan, işverenin de çok fazla canını yakmayacak bir orta yol bulunduğu” görüşünü paylaştı. İkili, Rusya ile ticari ilişkiler ve Ruble/TL paritesindeki hareketliliği de konuştu.

Güldağ: Merkez Bankası politika faizini beklentiler doğrultusunda değiştirmedi. Yıla yüzde 14 faizle başlamıştık. Aslında geçen eylülden itibaren bakacak olursak 19’dan başlayıp yüzde 9 ile bitirdiğimiz bir sene oldu. PPK, fonlama kanalları başta olmak üzere tüm politika araç setini liralaşma hedefleriyle uyumlu hale getireceğini açıkladı. Piyasa uzmanları TL mevduat oranı hedefinin yükselebileceği yorumları yapıyor. Bu arada Merkez Bankası büyük ya da orta boy ve üstü firmaların, KOBİ iştirakleri üzerinden kredi kullanımını engellemek için düzenlemeye gitti. Bir yandan da ocakla beraber kredilerin de tekrar açılacağı ortamın beklentisi içerisindeyiz. Önümüzde seçim süreci olduğu için belirsizliklerin arttığı ama beklentilerin de benzer şekilde seçime kadar ertelendiği bir dönemdeyiz. Birçok şehri dolaştığımda da bunu görüyorum. İş dünyası da “Önümüzü artık daha rahat görüyoruz” açıklaması yapıyor.

Ağaoğlu: Çünkü artık çaresizlikte de rahatça görebiliyorsun, yapacak bir şey yok. Öyle bir durumu da dile getirmiş olabilir iş dünyası, bilmiyorum. Merkez Bankası’ndan kimse bir şey beklemiyordu, ben hızlı bir şekilde baktım, gözüme çarpan bir şey olmadı ama “parasal aktarım mekanizmasındaki her türlü aracı kullanacağız” sözünün altında senin söylediğin önlemler geliyor. Sürekli bir önlem ve adım geliyor, arkasından ocakta şubatta kredi verileceği, konuta özel bir kredi paketi yine konuşuluyor. KGF üzerinden yine bir gelişme konuşuluyor. Muhtelif vaatler ve umutlar var önümüzde. Ama “büyükler kendi başının çaresine baksın biz küçükleri koruyacağız” diyorsanız ve bu biraz daha planlı sosyalist anlayışla yapılan bir işse bilelim. Herkes bilsin ona göre hareket etsin. Ama küçükleri koruyacağım derken büyükleri bu kadar örselememek gerektiğini düşünüyorum. Tabii sistemi de tehlikeye atan bazı konular oluyor. Ben en azından bunların birikmekte olduğunu görüyorum esas resme baktığım zaman.

Güldağ: Bu arada son bir düzenlemeyi daha hatırlatalım. Bankalara yurtdışına para transferi konusunda ‘şeffaflık’ adına bir uyarı da gitti Merkez’den.

Ağaoğlu: “Yurtdışına para transferi veya yurtdışından gelen para transferinin bildirimiyle ilgili aksaklık veya atlama yaparlarsa yüzde 5’lik ekstra ceza keseceğim” dedi. Yani yurtdışına giden paraları yakından takip etmek istiyor devlet. Özellikle 50 bin dolar ve üzerindekileri takip ediyorlar, bunların listelenmesini, bildirilmesini istiyorlar. Bunlar da resmi bir şey değil bu arada. Bir kanun ya da düzenleme değil, böyle bir elek veya süzgeç mekanizması var diye düşünüyorum. Ama ilginç bir şey var. O da şu; yurtdışından Türkiye’ye gelen fonları, bankalar DTH’ye koymamak için arafta tutuyorlar. Bu ne demek diyeceksin? DTH’ye koysa döviz TL mevduat rasyosu bozulacak. Gelen ödemelerde eskiden çok dikkat etmedikleri küçük ufak tefek nokta virgül hatalarını bahane göstererek muhabir bankada tutuyorlardı, bir hesaba almıyorlardı. Böylelikle rasyoları bozulmuyordu. Herhalde bunu da fark etti Merkez Bankası. Ama biraz daha esnek kurallarla yazıp yaratıcılığa izin vermek lazım, yaratıcılığa izin verilmiyor. İşimiz biraz orada zor. Kredi genişlemesi gelince bunların hangisi esneyecek mesela. Ben de merakla bekliyorum. O kredi genişlemesi herhalde yine hane halkından veya küçük işletmelerden başlayarak gelecek sanırım. Büyük şirketlere kadar esnemesi seçimi bulur diye düşünüyorum. O yüzden kontrollü bir dönem sürecek gibi.

Güldağ: Bir köşe kapmaca gibi, birilerinin kaçıp birilerinin kovaladığı bir süreç. Bu da devam edecek gibi görünüyor. Merkez Bankası, bankalar, kamunun bankacılıkla ilgili otoriteleri açısından bunlar olacak anlaşılan. Bu arada önümüzdeki günlerde KGF desteğinin yanı sıra konut ve otomobil için şu anki faizlerin çok altında kredi verilecek. Bunların da etkilerini hep beraber görüyor olacağız. Tüm bunların yanında ihracatçıların kur konusuda serzenişleri vardı, konuşmuştuk. Dolar kurunda 18,60’ların üzerinde, anlamlı bir hareket de görmüyoruz. Bir süre daha böyle gidecek gibi bir beklenti var iş dünyasında. Ekonomi yönetimi de kurların yukarıya çıkmasını istemediklerini zaten net bir şekilde ifade ediyorlar. Ama ihracatçı da “biz çok fena sıkıştık” diyor. Peki burayı nasıl yöneteceğiz?

Ağaoğlu: 2022 yılında kuru buralarda tutabilmek adına elimizdeki neredeyse bütün kaynakları seferber ettik. Önümüzdeki yıl neyi kullanacağız da aylık 10 milyar dolar cari açık vereceğiz? Neyi kullandık; 65- 70 milyar dolar civarında KKM, yaklaşık 40 -45 milyar dolar civarında ihracat bedeli, bir de üzerine 20 -25 milyar dolar civarında net hata noksan fonlaması. Yani şu hesabı yaptığımızda yaklaşık 115-120 milyar dolar civarında bir kaynak. Önümüzdeki sene 120 milyar dolar, aylık 10 milyar dolar cari açığa geliyor. “Fonlamak problem değilse açık verebiliriz” gibi ilkel şehir efsanesine de hemen bir atıf yapayım. Hayır önce fonlarız sonra cari açık oluşur. Bunu ya borçlanmayla ya da akreditifle yaparız, ikisi için de kredibilite lazım. Şimdi bu kredilerin azaldığı bir ortamda bahsetmiş olduğun ihracatçının geliri, kur nedeniyle görece olarak sabitken buna karşılık gideri, maliyeti artıyor ise siz o işi yapmaya devam eder misiniz?

Güldağ: Peki önümüzdeki aylarda bir sıçrama bekler misin kurda, tabii bir de seçim yılı…

Ağaoğlu: Herkes ısrarla kur ne zaman patlayacak diye soruyor. Hayır patlamasına gerek yok. Patlamadan da biz kur patlamasının yaratabileceği olası sonuçların bazılarını yaşıyoruz. İlaç konusunda yine haberler çıktı son günlerde; ilaç bulunmasında bazı sıkıntılar yaşanıyor. Bazı mal ve hizmetlerin sıkıntısını hissetmeye başlayacağımızı söylemiştim. Kurunuz sabit ama mal yok. Nasıl yapacağız bu işi? Önümüzdeki yıl seçim dönemine girdiğimiz için işimiz daha zor. Biraz kenar süsleri ile bu işi götürürüz. Hadi biraz daha dişimizi sıkalımla götürürüz. Seçime kadar taşıdık diyelim, seçimden sonra çıkacak manzaranın ne olduğunu gerçekten bugünden kestirmek zor. Bir de hani mümkünse şu seçimi hakikaten erkene alalım. Şaka bir yana mayıs konuşuluyor, nisan sonu konuşuluyor, hakikaten mümkünse erkene alalım da şu bahsettiğim seçim öncesindeki o belirsizlik biraz daha kısa süre yaşansın.

Güldağ: İş dünyası da sıkça dile getiriyor; “Biz her ay üst üste zarar edemeyiz. 1-2 ay ederiz ama ondan sonra bu işi sürdürmemiz zor.” Yani o zaman da ne yapacak? Bir şekilde borç bulmaya çalışacak devam edebilmek için. Çünkü zararını biraz daha göze alabilmesi, devam edebilmesi için bir tür finansmana ihtiyacı var. Onu da bulamıyor. Orada da sıkıntısı var. Eximbank biraz kaynakları açtı, ihracatçı kısmen alıyor. Ama net ihracatçı olmayan fakat ihracatçının kullandığı hammaddeyi getiren kesimlerde ciddi problemler var. Yani hammaddeyi getiriyor, ihracatçı olan imalatçı ihracatçılar onu alıp işleyip ihracat yapıyorlar. Bu kesim yeterince finansman bulamamaktan şikayetçi, yeterince fiyat vermekte cesur davranamadıklarını söylüyorlar. Ama onun ötesinde bu net ihracatçı olmayan kesimler “Bu işi biz birkaç ay daha sürdürürüz. Ondan sonra sürdürmemiz çok zor olacak” konusunun altını sık sık çiziyor.

Asgari ücrette orta yol sağlanmaya çalışılmış

Güldağ: Asgari ücret 8500 TL olarak açıklandı. Zorlu koşullar altında yeni asgari ücretin de işverene ekstra yük getireceği dile getiriliyordu. İhracatçılar kurların bu oranda artmadığını söyleyerek bunun sıkıntı yaratacağını ifade ediyordu. İşsizliği artıracağını öne sürüyorlardı. Özellikle işgücüne yansımalarını yani işten çıkarmaları biz de ufak ufak görmeye başlamıştık zaten.

Ağaoğlu: Asgari ücretin daha yüksek olması çalışanlar açısından avantaj gibi görünmekle birlikte işveren açısından büyük bir problem olacaktı. İşverenler bunu çok sıkça dile getiriyorlardı ve onlar da ister istemez istihdam konusunda yeniden düşüneceğiz noktasına geliyorlardı. Anladığım kadarıyla biraz enflasyona ezdirmeyen ama işverenin de çok fazla canını yakmayacak orta yol bulunmuş. Her halükarda 10.000 TL ve üzerindeki beklentiye göre daha makul bir ücret. İşverenlerin de biraz daha fedakarlık yapabilecekleri bir seviye olarak belirlenmiş görünüyor.

Ruble/TL’de hareketlilik sürer

Güldağ: Rusya, son dönemde reel sektörün ferahladığı, nefes aldığı bir alan oldu. Bir para girişi de var. EKONOMİ Gazetemize görüş veren ekonomist Jeffrey Sachs de ironik biçimde “Ukrayna savaşı Türkiye’ye yaradı” diye yorum yaptı.

Ağaoğlu: Evet Türkiye’ye Rusya ve Ukrayna’dan para geliyor. Bu bölgeden iş insanları da geliyor. Görece yakın bildikleri, anlaşabilecekleri bir ülke olmamız hasebiyle. Artı onların ihtiyaç duyacağı bütün altyapıyı sağlayabiliyor olmamız da bir avantaj.
Ama önümüzdeki yıllarda çok fazla, böyle büyük bir akım beklemiyorum açıkçası.

Güldağ: Bununla birlikte Türk lirası ruble tarafında da hareketlilik var.

Ağaoğlu: Ruble 64’lerden 71 seviyelerine geldi. Son bir haftada yaklaşık yüzde 10 değer kaybetti. Rusya’ya getirilen tavan fiyat uygulamasının etkileri görülüyor. Tipik Rus reaksiyonu diyebilirim. 2015 yılında da petrol 75 dolardan 35 dolara düşünce 35 dolardaki Ruble 85 dolara çıkmıştı. Rusya o zaman da tam bir bütçe dengeleme operasyonu yapmıştı. Şimdi benzer bir durum yine yaşanıyor. Denkliği sağlamak adına, devlet eliyle bir parça müsaade edilmiş gibi görünüyor Ruble’nin değer kaybetmesine. Ruble’nin bir parça daha değer kaybedeceği günleri göreceğiz. Bu arada Moskova Borsası yeni bir düzenleme yapıp 10 kadar yeni para biriminin işlem görmesine izin verme kararı aldı. Türk lirası vadeli kontratların da işlem göreceğini söyleniyor. Büyük ihtimalle Ruble/TL de işlem görecektir.

Rusya, anladığım kadarıyla kendi ekonomisi için ihtiyaç duyduğu veya kendisine ekonomik partner olarak belirlenen veya elinde kalan ülkeler hangileri ise onların kendi para birimlerinden işlem yapmaya izin verecek alt yapıları oluşturma çabası içinde. Türk lirası da onlardan biri. ekonomim.com

İRTİBATTA KALALIM!

En son haberlerimizle sizi güncel tutmak isteriz

İstenmeyen posta göndermiyoruz!

Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

close

İRTİBATTA KALALIM!

En son haberlerimizle sizi güncel tutmak isteriz

İstenmeyen posta göndermiyoruz!

Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.