Sigorta CRO’larının karşılaştıkları riskler gitgide çeşitleniyor

Sigorta CRO’larının karşılaştıkları riskler gitgide çeşitleniyor

Sigorta CRO’larının karşılaştıkları riskler gitgide çeşitleniyor

EY ve IIF (Uluslararası Finans Enstitüsü) iş birliğiyle sigortacılık sektörü alanında gerçekleştirilen Risk Yönetimi Anketi, CRO’ların temel yeteneklerini nasıl güçlendirdiğini ve stratejik danışman olarak şirketlere nasıl katkı sağladığını gösteriyor. Ankete göre CRO’lar için siber güvenlik (%68), jeopolitik (%56) ve iklim (%50) konularındaki riskler, önümüzdeki üç yıl içinde en kritik gündem maddeleri arasında yer alıyor. Yapay zekâ ve makine öğrenimi (%43) ile yetenek açıkları (%41) ise sonrasında geliyor. Anket; sigorta kurumlarının risklerinin doğru ve proaktif bir şekilde tanımlanması, etkin bir şekilde yönetilmesi ve sürdürülebilir büyüme sağlanması için CRO’ları kilit alanlara yönlendiriyor.

Sigortacılık sektöründe üst düzey risk yöneticileri (CRO’lar), son dönemde giderek artan ve çeşitlenen risklerle karşıya karşıya kalıyor. Bu risk ortamı CRO’ların daha fazla sorumluluk ve geniş bir konu yelpazesiyle ilgilenmesine, iş tanımlarının da çok yönlü hale gelmesine neden oluyor.

Uluslararası danışmanlık, güvence ve vergi hizmetleri şirketi EY (Ernst & Young) ve IIF (Uluslararası Finans Enstitüsü) tarafından ilk kez sigortacılık sektörüne yönelik küresel çapta gerçekleştirilen “Risk Yönetimi Anketi” sonuçları, sigorta CRO’larının günümüzde ve önümüzdeki dönemde karşılaşabileceği en kritik sorunları ortaya koyuyor. Buna göre; siber güvenlik, teknoloji dönüşümü ve jeopolitik gelişmeler ile ilgili konular risk sıralamasında öncelik taşıyor. CRO’ların riskleri yönetmek ve olası aksaklıkların önüne geçmek için daha eleştirel düşünme becerisi, daha güçlü analitik ve daha fazla kurumsal çevikliğe sahip olması gerekiyor.

Anket; sigorta kurumlarının risklerinin doğru ve proaktif bir şekilde tanımlanması, etkin bir şekilde yönetilmesi ve sürdürülebilir büyüme sağlanması için CRO’ları kilit alanlara yönlendiriyor.

Gündemdeki risk konuları: siber güvenlik, jeopolitik ve iklim

CRO’lar için siber güvenlik (%68), jeopolitik (%56) ve iklim (%50) konularındaki riskler, önümüzdeki üç yıl içinde en kritik gündem maddeleri arasında yer alıyor. Yapay zekâ ve makine öğrenimi (%43) ile yetenek açıkları (%41) riskleri ise devamında geliyor.

Sigortacılar için birden fazla alanda ciddi tehditler oluşturan bu kategorilerin birbiriyle kesişmesi, ortaya çıkabilecek riskleri çok daha karmaşık hale getirebiliyor. Jeopolitik risklerin daha yoğun siber saldırıya yol açması ve daha fazla makroekonomik dalgalanma yaratması mümkün olabiliyor. Benzer şekilde, Gen AI teknoloji kullanımının artması da zamanla daha büyük yetenek açıklarına yol açıp iş gücünü etkileyebilir hale geliyor.

CRO’ların stratejik rolü inovasyona zemin hazırlamak

Yapay zekâ teknolojisinin getirdiği riskler, yönetişim ve gözetim için sağlam bir yaklaşım gerektiriyor. Sigortacılık sektöründeki CRO’ların veri güvenliği ve gizliliği için mevcut standartları güçlendirme, yapay zekâ ve makine öğrenimine yönelik riskleri yönetmek için yeni yönetişim çerçeveleri geliştirme, etik ve önyargılarla ilgili endişeleri giderme gibi konularda şirketlere liderlik etmesi gerekiyor. Ancak anket sonuçları, sigorta CRO’larının sadece %26’sının şirketlerinde yapay zekânın ve makine öğreniminin etkin kullanılmasını sağlamak için gerekli kontrolleri oluşturduğunu gösteriyor. Katılımcıların %50’si ise şirketlerinin bu tür uygulamaları araştırdığını veya henüz uygulama aşamasında olduğunu belirtiyor.

Risk yönetiminde verimliliğin artırılması ve risk kültürünün oluşturulması önem taşıyor

CRO’lar hem finansal hem finansal olmayan riskleri ele almak için somut adımlar atarken, doğru risklere zaman ve kaynak ayrılıp ayrılmadığının gözden geçirilmesi gerekiyor. Bu kapsamda otomasyon teknolojisinin genişletilmesi; yalın, verimli ve üretken operasyonların oluşturulmasına ve geleneksel görevlerin kolaylaştırılmasına yardımcı olabiliyor.

Öte yandan CRO’ların üstlendiği en önemli görevlerden biri de kurum içerisinde güçlü bir risk kültürü oluşturmak. Ankete katılanların %55’i bu konunun önümüzdeki beş yıl için öncelikli olduğunu, %52’si ise stratejik bir danışman olarak işletmeye katkı sağlamanın önemini vurguluyor. CRO’ların riskleri belirleme ve önleme konusunda kurumların daha çevik bir zihniyete ve yaklaşıma sahip olmasını sağlaması gerekiyor.

Anket sonuçları ayrıca CRO’ların yeniliği ve sürdürülebilir büyümeyi mümkün kılmak, en önemli dönüşüm girişimlerine katılmak ve bu alanlarda şirketlere liderlik etmek istediklerini ortaya koyuyor. Bu dönüşüm süreçlerinde CRO’lar, maliyet ve fayda analizleri yapmak, alternatif stratejiler belirlemek, etkin tedarik zinciri modelleri uygulamak, düzenleyici etkileri değerlendirmek gibi birçok alanda önemli girdiler sağlayabilir.

EY Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri ve Şirket Ortağı Levent Atakan anket ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Sigortacılık sektöründe üst düzey risk yöneticilerinin rolü artık sadece risk yönetimiyle sınırlı kalmayıp, stratejik danışmanlık ve liderlik gerektiren çok yönlü bir görev haline geldi. Bugüne kadar CRO’ların gündeminde bu kadar çeşitli veya kritik öncelikler bulunmuyordu ancak yeni zorluklar, daha güçlü analitik becerilere ve kurumsal çevikliğe sahip olunmasını gerektiriyor. Küresel çapta gerçekleştirdiğimiz anketimizin sonuçları da sektör standartlarını anlamak ve ortaya çıkan en iyi uygulamaları belirlemek için faydalı bir temel içerik sunuyor.”

CRO’ların dönüşüm süreçlerinin her bir adımına değer katmak için çeşitli fırsatları bulunduğunu ekleyen EY Türkiye Finansal Risk Hizmetleri Şirket Ortağı Ezgi İvecan ise şunları söyledi: “EY ve IIF tarafından ilk kez sigortacılık alanında gerçekleştirilen risk yönetimi anketi, CRO’ların stratejik katkı sağlamalarının yanı sıra tekniksel ve taktiksel olarak risk yönetimi yeteneklerini güçlendirmeye devam edebileceğini gösteriyor. Ayrıca bu zorlu yolda CRO’lar, sektördeki üst düzey yöneticilere ve yönetim kurullarına içgörü sağlayarak, inovasyona zemin hazırlayarak, güçlü bir risk kültürünü oluşturarak şirketlerin operasyonel dayanıklılıklarının sürdürülmesine yardımcı olabilir.”